Trakya Kent Konseyleri Birliği, Trakya Platformu ve Kırklareli Barosu tarafından, Lüleburgaz Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen "Trakya ve Nükleer" konulu panel, bölge halkının ve çevre aktivistlerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. 31 Mayıs 2025 tarihinde düzenlenen toplantının ana gündem maddesi, Demirköy ilçesi sınırlarında yer alan İğneada ve Kıyıköy hattına kurulması planlanan nükleer santral projesiydi.

"Istrancalar ve Karadeniz Tehdit Altında"

Panelde yapılan ortak açıklamada, projenin sadece yerel bir sorun değil, ulusal bir tehdit olduğu ifade edildi. Istranca Dağları’nın eşsiz doğası, Longoz ormanları ve Karadeniz’in biyolojik çeşitliliğinin nükleer riskle karşı karşıya bırakıldığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Bu proje, ülkemizin ve bölgemizin kültürel, sosyal ve doğal mirasını yok edebilecek büyük bir tehdittir" denildi.

"Nükleer Enerji Ekonomik Bir Yük"

Kırklareli Kent Konseyi, nükleer santrallerin iddia edilenin aksine ekonomik bir fayda sağlamadığını şu verilerle savundu:

  • Dışa Bağımlılık ve Borçlanma: İnşası yaklaşık 20 yıl süren bu santraller, dış kredilerle yapılıyor ve vatandaşları ağır borç yükü altına sokuyor.

  • İstihdam Sorunu: Teknik ve idari personelin yerli kaynaklardan seçilmemesi, yerel iş gücüne katkı sağlamıyor.

  • Düşük Verim: Türkiye’nin yıllık elektrik ihtiyacının sadece %5’ini karşılayacak bir sistem için doğanın feda edilmesi "anlaşılmaz" bir tutum olarak nitelendirildi.

Çernobil ve Fukuşima Hatırlatması: "Zehirlenmek İstemiyoruz"

Trakya ve Karadeniz bölgelerinin hala Çernobil felaketinin etkilerini (yüksek kanser oranları) yaşadığı belirtilen açıklamada, Japonya’daki Fukuşima faciası da örnek gösterildi. Nükleer atıkların toprağı ve suyu, santralden çıkan radyoaktif gazların havayı, deşarj edilen sıcak suyun ise deniz ekosistemini tamamen bitireceği vurgulandı.

"Nükleer baronlarına son sözümüz: Havamızı, suyumuzu ve toprağımızı sonuna kadar savunacağız. Yaşam hakkı her şeyden üstündür."

Hukuki ve Meşru Mücadele Kararlılığı

Açıklamanın sonunda, taş ve kil ocakları, termik santraller ve maden projeleriyle halihazırda talan edilen Trakya coğrafyasının, bir de nükleer felaketle karşı karşıya bırakılmasına izin verilmeyeceği ifade edildi. Kent konseyleri ve barolar, tüm meşru ve hukuki zeminlerde bu projeye karşı duracaklarını "Nükleere Hayır!" sloganıyla duyurdu.