Daha önceki yazılarımızda defalarca dile getirdiğimiz gibi, bir milletin bağımsızlığı, sofrasındaki gıdanın güvencesiyle başlar. Ancak bugün, ne yazık ki, Üretimin Değeri yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir slogana dönüşmüş durumda. Özellikle bereketli topraklarımızın bulunduğu Trakya’da, Trakya Üreticisi her geçen gün daha zor bir sınav veriyor. Tarlalarımız, ne ekildiğini değil, ne kadar zarar edildiğini hesapladığımız bir muhasebe defterine dönüştü.
Bu makalede, girdi maliyetlerinin kontrolsüz artışının, Enflasyon ve Tarım dengesini nasıl alt üst ettiğini ve küçük üreticinin üzerindeki görünmez yükü analiz edeceğiz.
Girdi Maliyeti: Üreticinin Boynundaki Kara Halka
Mutfaktaki enflasyon tartışılırken, asıl dram tarlada yaşanıyor. Bir üretici, tohumu toprağa atmadan önce, hasat sonu elde edeceği kârı çoktan kaybetmiş durumda.
Enerji ve Akaryakıt: Traktörün deposuna giren her litre mazot, üretim maliyetini fahiş oranlarda yükseltiyor. Devletin desteği bu hız karşısında damla olmaktan öteye gidemiyor.
Gübre ve İlaç: Dışa bağımlı olduğumuz gübre fiyatları, astronomik seviyelere ulaştı. Kaliteli ürünü yetiştirmek isteyen Trakya Üreticisi, ya kaliteden ödün vermek ya da borç yükünü katlamak zorunda kalıyor.
Finansman Sorunu: Yüksek faiz oranlarıyla alınan krediler, bir sonraki sezonun ipoteği haline geliyor. Üretici, bankaların değil, tarlasının sahibi olmak istiyor.
Peki, tüm bu risk ve emeğin sonunda üreticinin eline ne geçiyor? Raflarda on katına satılan ürünün asıl bedelini, tohumu canlandıran emekçi ödüyor. Üretimin Değeri bu kısır döngüde kayboluyor.
Tüketici-Üretici Makası: Adil Bir Sistem Mümkün mü?
Enflasyonun tarıma vurduğu darbe, sadece üreticinin cebini yakmıyor; aracılar ve zincir marketler arasındaki makas açıldıkça, yük doğrudan tüketiciye biniyor. Tüketici pahalı alıyor, üretici ise maliyetine satmak zorunda kalıyor.
Bu adaletsiz dağıtım sistemi karşısında, devletin rolü sadece desteklemekten öte, piyasayı regüle etmek ve yerel üreticiyi tekelleşmeye karşı korumak olmalıdır.
Çözüm Önerilerimiz:
Girdi Sübvansiyonunda Yeni Model: Destekler parasal değil, doğrudan üretim girdisi (ucuz mazot, gübre) olarak sağlanmalıdır.
Kooperatifleşme Gücü: Üreticinin örgütlenmesi teşvik edilmeli, aracı zincirler kooperatifler aracılığıyla aşılmalıdır.
Yerel Tohuma Dönüş: Dışa bağımlılığı azaltmak adına, bölgemizin iklimine uygun yerel tohumlara yatırım yapılmalı ve üretimi teşvik edilmelidir.
Unutmayalım ki, bu toprakların bereketi, betonlaşmaya ve plansız politikalara kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir. Trakya Üreticisi'ne nefes aldırmak, sadece bir ekonomik politika değil, aynı zamanda milli bir sorumluluktur.