Hani eski günlerde, cebimizdeki son parayı paylaştığımız o günlerde, paranın lafı olmazdı ya... Şimdi öyle bir zamandan geçiyoruz ki, o paranın lafı hepimizin hayatının tam ortasında duruyor. Milyonlarca SSK ve Bağ-Kur emeklisinin gözü, kulağı, bütün hesapları hep aynı yerde: Ocak ayında maaşa ne kadar zam gelecek?

Şu hayatta en zor bekleyişler, sonucu hayatımızı değiştirecek olanlardır. Hani derler ya, "Gönül ferman dinlemez," bizim de gözümüz kulağımız TÜİK'ten gelecek o son rakamda.

Rakamlar Konuşuyor, Gönüller Daralıyor

Biliyorum, ekonomi haberleri çoğumuz için soğuk, mesafeli bir dil kullanır. Ama bu sayılar, bizim alın terimizin karşılığı, evimizin bereketi. Gelen son verilere göre, Temmuz’dan Kasım’a kadar olan 5 aylık kesinleşen enflasyon farkı yüzde 11,21 olarak hesaplanmış durumda. Yani, Aralık ayı hariç garanti zam oranımız bu.

Ancak makalede de geçtiği gibi, bu rakamlar yüksek enflasyon beklentilerinin altında kaldığında, ister istemez içimizde bir hayal kırıklığı oluşuyor. Çünkü sadece sayılar değil, çarşı pazarın, marketin ateş pahası olan gerçeği de var.

Asıl Mesele: Kök Mü, Taban Mı?

Bu haberde beni en çok düşündüren kısım, en düşük emekli aylığı için yapılan tahminler. Uzmanlar, yıl sonu enflasyonunun seyrine göre en düşük maaşın 18.954 TL ya da 19.244 TL bandına çıkabileceğini hesaplıyor. Güzel, peki ya sonrası?

Burada asıl mesele, sevgili dostum, artışın kök maaşa mı yoksa sadece taban maaşa mı yansıtılacağı.

Kök maaş, bizim yıllarca ödediğimiz primlerin gerçek karşılığıdır. Eğer zam sadece en düşük maaş sınırına (tabana) yapılırsa, kök maaşı bu tabana yaklaştığı için yıllardır emek veren binlerce insan, neredeyse aynı maaşı almaya devam ediyor demektir. Bu da, emeğe verilen değerin sorgulanmasına yol açıyor maalesef. Bizim istediğimiz, yapılan zammın sadece bir iyileştirme değil, yılların emeğinin karşılığı olmasıdır.

Beklenen Tarih ve Dileğimiz

Artık son düzlükteyiz. O kritik tarih belli: 5 Ocak 2026 Pazartesi. Aralık ayı enflasyonu açıklanınca, 6 aylık kesinleşen nihai zam oranımız netleşecek.

Umarım o gün açıklanacak rakamlar, sadece ekonomik bir hesaplama tablosu olmaktan çıkar. Umarım o rakamlar, yıllarını ülkesine, ailesine hizmet ederek geçirmiş, hayatın zorluklarına göğüs germiş insanların yüzüne yansıyan bir tebessüm olur.

Tek dileğimiz, sayılar ne olursa olsun, bir emeklinin başını yastığa huzurla koyabileceği bir düzenin kurulmasıdır. Çünkü eski dostluklarda olduğu gibi, hayatın en değerli sermayesi de para değil, huzur ve onurla yaşamaktır.

Selam ve sevgiyle,