Trakya’da Pazar Arabaları Boş Kalıyor

Sami Pekcan

26-12-2025 08:01

Trakya’nın bereketli toprakları üzerinde yaşıyoruz ama gel gelelim o bereket pazar tezgahlarından bizim filelere bir türlü yansımıyor. Bugün Edirne’den Kırklareli’ne, Tekirdağ’dan Lüleburgaz’a kadar hangi semt pazarına gitseniz aynı manzara: Tezgahlar rengarenk, ürün bol ama o eski "pazar neşesi" kayıp.

Esnaf Kan Ağlıyor, Vatandaş Bakıp Geçiyor

Eskiden pazara girildiğinde o meşhur Trakya şivesiyle yükselen "Be ya, gel abicim en iyisi burada!" sesleri, yerini derin bir sessizliğe ve hesap makinelerinin tıkırtısına bırakmış. Esnafa selam veriyoruz, dert bir dokun bin ah işit... "Maliyetler belimizi büküyor abi" diyor bir pazarcı kardeşim. Mazotun fiyatı, nakliyesi, yer kirası derken tezgahtaki etiketi koyarken eli titriyor esnafın.

Vatandaş tarafında ise durum daha vahim. Eskiden pazar arabaları dolar taşar, ellerdeki poşetler parmakları keserdi. Şimdi ise pazar arabalarının içinde birkaç poşet ya var ya yok. Annelerimiz, teyzelerimiz o ince hesap uzmanı oldu artık. Eskiden kilo kilo alınan domates, biber; şimdi taneyle, gramla alınır hale geldi.

"Kilo Devri Bitti, Tane Devri Başladı"

Pazarda rastladığım bir amcamızın şu sözü aslında her şeyi özetliyor: "Evlat, eskiden kışlık hazırlığı yaparken çuvalla alırdık. Şimdi akşam yemeğine bir salata yapabilmek için tane sayıyoruz. Pazar arabasının tekerleği bile boş olduğu için tıkırdıyor, eskiden ağır gelirdi süremezdik."

Gerçekten de öyle... Trakya insanı kanaatkardır, güler yüzlüdür ama ekonomik şartlar artık o meşhur "pazar keyfini" elimizden almış durumda. Peynirin yanına yaklaşılmıyor, zeytin desen lüks oldu. Hele o meşhur Ayçiçek yağı memleketinde, yağın fiyatını konuşurken yüzler asılıyor.

Peki Çözüm Ne?

Sadece rakamlar değil, ruhumuz da yoruluyor bu pahalılıkta. Üreticinin desteklenmediği, mazot ve gübre fiyatlarının dizginlenemediği her gün, pazar arabaları biraz daha boş kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Yerel yönetimlerin ve yetkililerin, Trakya’nın bu sessiz çığlığını duyması gerekiyor.

Sami Pekcan olarak soruyorum: Bizim o neşeli, bereketli, "kilo kilo" aldığımız eski pazar günlerimize geri dönmemiz çok mu zor?

DİĞER YAZILARI Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı 01-01-1970 03:00 "Abe Napıyon?" Samimiyeti 01-01-1970 03:00 Yeni Asgari Ücret 2026: Rakamlar Tamam da, Çalışanlar Memnun mu? 01-01-1970 03:00 Nerede O Eski Samimiyet? Dijital Çağda Kaybolan Nostalji Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Üstündeki Mandalina Kabuğu ve Radyodaki Arkası Yarınlar 01-01-1970 03:00 Bizim Trakya'nın Kaybolan Sesleri 01-01-1970 03:00 Kapısı Çalınan Değil, Her An Açık Duran Evler... 01-01-1970 03:00 O Günler ve Yüzleri Eskimeyen Dostluklar 01-01-1970 03:00 O Kapı Zilinin Sesi Sustu 01-01-1970 03:00 Papa Türkiye'ye Nasıl Geldi, Kim İzin Verdi? Tarihi Köprüler ve Siyasi İradeler 01-01-1970 03:00 Karanlığı Aydınlatan Işık Ordusu 01-01-1970 03:00 Yüksek Binalar, Düşük Empati 01-01-1970 03:00 Betonlaşan Yürekler ve Kayıp Gönül Borcumuz 01-01-1970 03:00 Türkiye Yasta: Gökyüzünden Yüreklerimize Düşen 20 Şehidimiz Var 01-01-1970 03:00 "Meşgul Olma" Zorunluluğu 01-01-1970 03:00 Modern İnsanın Kayıp Pusulası 01-01-1970 03:00 Telefonlarımızla Evcilleşen "Kayıp Gönül Borcu" 01-01-1970 03:00 Modern Hayatın Faturası ve Kayıp Gönül Borcu 01-01-1970 03:00 Trakya'nın Sessiz Şehirleri 01-01-1970 03:00 Kışlık, Yazlık ve Artık Olmayan O Üçüncü Yer 01-01-1970 03:00 O Kapı Zilinin Sesi Sustu 01-01-1970 03:00 Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı: Peki İnsan Nerede Kaldı? 01-01-1970 03:00 O Defterdeki Borç Silindi mi? 01-01-1970 03:00 "O Telefon Direkleri Hala Orada Mı?"  01-01-1970 03:00