"Abe Napıyon?" Samimiyeti

Sami Pekcan

04-03-2026 09:05

Eskiden Trakya demek, kapısı hiç kilitlenmeyen evler, bahçeden bahçeye uzatılan bir tabak kaçamak, akşamüzeri demlenen o tavşan kanı çayın kokusu demekti. Şimdilerde ise yüksek binaların gölgesinde, birbirini tanımayan "modern" yabancılara dönüştük. Peki, o meşhur Trakya samimiyetine ne oldu?

Bugün Edirne’nin trafiğinden kaçıp Kırklareli’nin sakin mahallelerine, Tekirdağ’ın sahil şeridinden Lüleburgaz’ın o hareketli sokaklarına şöyle bir baksanız, manzara hep aynı: Göğe yükselen devasa beton bloklar... Dışarıdan bakınca çok şık, çok "lüks" duruyorlar ama içinde ne bir kahve kokusu var ne de komşu sesi.

"Abe Napıyon?" Sesleri Nereye Gitti?

Eskiden mahallede biri hapşırsa öteki mahalleden "Çok yaşa be ya!" sesi yükselirdi. Şimdi ise yan dairemizde kim oturuyor, hastası mı var sağlığı mı yerinde, haberimiz bile olmuyor. O meşhur "Abe napıyon?" sorusu, artık sadece telefon ekranlarındaki soğuk mesajlara hapsolmuş durumda.

Hani nerede o akşam sefalarında çekirdek çitlenen kapı önü sohbetleri? Nerede o "Tuzun bitti mi komşu?" diye çalınan kapılar? Şimdi kapıların üzerinde üç tane kilit, zillerde ise isim yerine sadece numara var. Güven gitti, yerini "Aman kimseyle muhatap olmayayım" diyen o soğuk modernlik aldı.

Betonlaşan Sadece Şehirler mi, Yoksa Yürekler mi?

Trakya insanı toprağa bağlıdır, yeşili sever, insanı kucaklar. Ama bu yüksek binalar bizi sadece topraktan değil, birbirimizden de kopardı. Bahçeli evlerin yerini alan o dev siteler, aslında bizleri kendi içimize hapseden açık cezaevlerine dönüştü. Sosyal tesisler var ama sosyal insan yok; havuzlar var ama beraber yüzen komşular yok.

Pazarda pazar arabasının boş kalmasına üzülüyoruz ya (bir önceki yazımda dertleşmiştik), asıl pazar arabasından daha boş olan şey artık yüreklerimizdeki o eski dayanışma ruhu. Birimizin derdi hepimizin derdiydi; şimdi ise "Aman benim huzurum kaçmasın" devri başladı.

Peki, Biz Ne Zaman Böyle Olduk?

Teknoloji mi bizi böyle yaptı, yoksa geçim derdi mi ruhumuzu yordu? Belki de her ikisi birden. Ama unutmamak lazım ki; Trakya’yı Trakya yapan sadece ciğeri, köftesi ya da ayçiçeği değil; insanının o bitmek bilmeyen neşesi ve sıcaklığıdır.

Sami Pekcan olarak soruyorum: Akşam eve gidince o çelik kapıyı üç kere kilitlemeden önce, yan komşunun kapısını bir kez çalıp "Bir çayın var mı?" demek çok mu zor? O yüksek binaların içinde kaybolmak yerine, eski mahalle neşemizi yeniden yeşertemez miyiz?

Gelin, şu beton yığınlarına inat, gönül kapılarımızı yeniden sonuna kadar açalım. Çünkü Trakya, paylaştıkça güzel...

DİĞER YAZILARI Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı 01-01-1970 03:00 Trakya’da Pazar Arabaları Boş Kalıyor 01-01-1970 03:00 Yeni Asgari Ücret 2026: Rakamlar Tamam da, Çalışanlar Memnun mu? 01-01-1970 03:00 Nerede O Eski Samimiyet? Dijital Çağda Kaybolan Nostalji Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Üstündeki Mandalina Kabuğu ve Radyodaki Arkası Yarınlar 01-01-1970 03:00 Bizim Trakya'nın Kaybolan Sesleri 01-01-1970 03:00 Kapısı Çalınan Değil, Her An Açık Duran Evler... 01-01-1970 03:00 O Günler ve Yüzleri Eskimeyen Dostluklar 01-01-1970 03:00 O Kapı Zilinin Sesi Sustu 01-01-1970 03:00 Papa Türkiye'ye Nasıl Geldi, Kim İzin Verdi? Tarihi Köprüler ve Siyasi İradeler 01-01-1970 03:00 Karanlığı Aydınlatan Işık Ordusu 01-01-1970 03:00 Yüksek Binalar, Düşük Empati 01-01-1970 03:00 Betonlaşan Yürekler ve Kayıp Gönül Borcumuz 01-01-1970 03:00 Türkiye Yasta: Gökyüzünden Yüreklerimize Düşen 20 Şehidimiz Var 01-01-1970 03:00 "Meşgul Olma" Zorunluluğu 01-01-1970 03:00 Modern İnsanın Kayıp Pusulası 01-01-1970 03:00 Telefonlarımızla Evcilleşen "Kayıp Gönül Borcu" 01-01-1970 03:00 Modern Hayatın Faturası ve Kayıp Gönül Borcu 01-01-1970 03:00 Trakya'nın Sessiz Şehirleri 01-01-1970 03:00 Kışlık, Yazlık ve Artık Olmayan O Üçüncü Yer 01-01-1970 03:00 O Kapı Zilinin Sesi Sustu 01-01-1970 03:00 Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı: Peki İnsan Nerede Kaldı? 01-01-1970 03:00 O Defterdeki Borç Silindi mi? 01-01-1970 03:00 "O Telefon Direkleri Hala Orada Mı?"  01-01-1970 03:00