Eskiden mahalle bakkalına girerken sadece alışveriş yapmazdık; bir selam verilir, havadis alınırdı. Şimdi ise devasa zincir marketlerin soğuk reyonları arasında, isimsiz birer müşteri numarasından ibaretiz. Peki, Trakya’nın o meşhur esnaf kültürünü, "veresiye defteri" kadar samimi bir geleneği koruyabilecek miyiz?
Trakya’nın her köşesinde, sabah kepengi açılan o küçük dükkânlar, aslında sadece birer ticarethane değil, mahallenin kalbiydi. Camında "Hoş geldiniz" yazmasa da, içine girdiğinizde size "Abe, hoş geldin, çay demleniyor" diyen o sıcak ses, bugün yerini soğuk barkod okuyucu seslerine bıraktı.
Zincir Marketler Şehri Ele Geçirirken Ne Kaybettik?
Her sokağın başına mantar gibi türeyen zincir marketler, sadece fiyatları mı rekabetçi kıldı? Hayır. Bizi birbirimizden uzaklaştıran o "modernleşme" rüzgârı, en çok da esnafımızı vurdu.
Veresiye Defteri mi, Güven Defteri mi? Eskiden o defter sadece borçları değil, mahallelinin birbirine olan itimadını yazardı. Şimdi cebimizde kredi kartı, içimizde ise komşumuza karşı duyduğumuz o eski güven duygusunun eksikliği var.
İnsan İlişkileri: Zincir markette kasiyerin gözlerinin içine bakmak bile zor. Oysa bakkal amca, çocuğunuzun hangi bisküviyi sevdiğini bilir, akşam yemeğinde ne pişireceğinize dair küçük tavsiyelerde bulunurdu.
Trakya’nın Esnafı, Trakya’nın Hafızasıdır
Trakya insanı toprağına, komşusuna ve esnafına bağlıdır. Bir mahalle bakkalının kepenginin kapanması, aslında o mahallenin bir güvenlik kamerasının kapanması gibidir. Sokakta kimin girip çıktığını bilen, anahtarı emanet edilen, düğünde-cenazede kapısı ilk çalınan o esnaftı.
Sami Pekcan olarak soruyorum: Cebimizdeki üç kuruşun hesabını yaparken, gönlümüzden neleri sildiğimizin farkında mıyız? Zincir marketlerdeki "indirim" kampanyaları, mahalle kültürünün kaybettiği o sıcaklığın bedelini karşılamaya yeter mi?
Gelin, Mahallemize Sahip Çıkalım
Şehrin betonlaşan yüzüne, ruhsuzlaşan alışveriş alışkanlıklarına inat; bugün bakkalınızdan bir paket süt, iki ekmek alın. Ama alışverişi sadece poşet doldurmak için değil, o "Abe napıyon?" sorusunu sormak için yapın.
O küçük dükkânlar ayakta kaldığı sürece, Trakya’nın o eski, samimi ve güven dolu ruhu da ayakta kalacak. Çünkü bizim kültürümüzde ticaret, kâr etmekten çok, gönül kazanmaktır.