Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı

Sami Pekcan

30-06-2026 09:09

Eskiden mahalle bakkalına girerken sadece alışveriş yapmazdık; bir selam verilir, havadis alınırdı. Şimdi ise devasa zincir marketlerin soğuk reyonları arasında, isimsiz birer müşteri numarasından ibaretiz. Peki, Trakya’nın o meşhur esnaf kültürünü, "veresiye defteri" kadar samimi bir geleneği koruyabilecek miyiz?

Trakya’nın her köşesinde, sabah kepengi açılan o küçük dükkânlar, aslında sadece birer ticarethane değil, mahallenin kalbiydi. Camında "Hoş geldiniz" yazmasa da, içine girdiğinizde size "Abe, hoş geldin, çay demleniyor" diyen o sıcak ses, bugün yerini soğuk barkod okuyucu seslerine bıraktı.

Zincir Marketler Şehri Ele Geçirirken Ne Kaybettik?

Her sokağın başına mantar gibi türeyen zincir marketler, sadece fiyatları mı rekabetçi kıldı? Hayır. Bizi birbirimizden uzaklaştıran o "modernleşme" rüzgârı, en çok da esnafımızı vurdu.

Veresiye Defteri mi, Güven Defteri mi? Eskiden o defter sadece borçları değil, mahallelinin birbirine olan itimadını yazardı. Şimdi cebimizde kredi kartı, içimizde ise komşumuza karşı duyduğumuz o eski güven duygusunun eksikliği var.

İnsan İlişkileri: Zincir markette kasiyerin gözlerinin içine bakmak bile zor. Oysa bakkal amca, çocuğunuzun hangi bisküviyi sevdiğini bilir, akşam yemeğinde ne pişireceğinize dair küçük tavsiyelerde bulunurdu.

Trakya’nın Esnafı, Trakya’nın Hafızasıdır

Trakya insanı toprağına, komşusuna ve esnafına bağlıdır. Bir mahalle bakkalının kepenginin kapanması, aslında o mahallenin bir güvenlik kamerasının kapanması gibidir. Sokakta kimin girip çıktığını bilen, anahtarı emanet edilen, düğünde-cenazede kapısı ilk çalınan o esnaftı.

Sami Pekcan olarak soruyorum: Cebimizdeki üç kuruşun hesabını yaparken, gönlümüzden neleri sildiğimizin farkında mıyız? Zincir marketlerdeki "indirim" kampanyaları, mahalle kültürünün kaybettiği o sıcaklığın bedelini karşılamaya yeter mi?

Gelin, Mahallemize Sahip Çıkalım

Şehrin betonlaşan yüzüne, ruhsuzlaşan alışveriş alışkanlıklarına inat; bugün bakkalınızdan bir paket süt, iki ekmek alın. Ama alışverişi sadece poşet doldurmak için değil, o "Abe napıyon?" sorusunu sormak için yapın.

O küçük dükkânlar ayakta kaldığı sürece, Trakya’nın o eski, samimi ve güven dolu ruhu da ayakta kalacak. Çünkü bizim kültürümüzde ticaret, kâr etmekten çok, gönül kazanmaktır.

DİĞER YAZILARI "Abe Napıyon?" Samimiyeti 01-01-1970 03:00 Trakya’da Pazar Arabaları Boş Kalıyor 01-01-1970 03:00 Yeni Asgari Ücret 2026: Rakamlar Tamam da, Çalışanlar Memnun mu? 01-01-1970 03:00 Nerede O Eski Samimiyet? Dijital Çağda Kaybolan Nostalji Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Üstündeki Mandalina Kabuğu ve Radyodaki Arkası Yarınlar 01-01-1970 03:00 Bizim Trakya'nın Kaybolan Sesleri 01-01-1970 03:00 Kapısı Çalınan Değil, Her An Açık Duran Evler... 01-01-1970 03:00 O Günler ve Yüzleri Eskimeyen Dostluklar 01-01-1970 03:00 O Kapı Zilinin Sesi Sustu 01-01-1970 03:00 Papa Türkiye'ye Nasıl Geldi, Kim İzin Verdi? Tarihi Köprüler ve Siyasi İradeler 01-01-1970 03:00 Karanlığı Aydınlatan Işık Ordusu 01-01-1970 03:00 Yüksek Binalar, Düşük Empati 01-01-1970 03:00 Betonlaşan Yürekler ve Kayıp Gönül Borcumuz 01-01-1970 03:00 Türkiye Yasta: Gökyüzünden Yüreklerimize Düşen 20 Şehidimiz Var 01-01-1970 03:00 "Meşgul Olma" Zorunluluğu 01-01-1970 03:00 Modern İnsanın Kayıp Pusulası 01-01-1970 03:00 Telefonlarımızla Evcilleşen "Kayıp Gönül Borcu" 01-01-1970 03:00 Modern Hayatın Faturası ve Kayıp Gönül Borcu 01-01-1970 03:00 Trakya'nın Sessiz Şehirleri 01-01-1970 03:00 Kışlık, Yazlık ve Artık Olmayan O Üçüncü Yer 01-01-1970 03:00 O Kapı Zilinin Sesi Sustu 01-01-1970 03:00 Bakkal Amca Gitti, Güven Defteri Dijitale Taşındı: Peki İnsan Nerede Kaldı? 01-01-1970 03:00 O Defterdeki Borç Silindi mi? 01-01-1970 03:00 "O Telefon Direkleri Hala Orada Mı?"  01-01-1970 03:00